ABD ve İran arasındaki barış müzakereleri, 11 Nisan 2026 tarihinde Pakistan’ın başkenti İslamabad’da başladı. Bu görüşmeler, 1979’daki İslam Devrimi’nden bu yana gerçekleştirilen en üst düzey ABD-İran toplantıları olarak kaydediliyor. Aynı zamanda, tarafların İran’ın nükleer programı hakkında uzlaşı sağladıkları 2015 yılından bu yana ilk resmi yüz yüze görüşmeler olacak.
Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal, Pakistan’ın bölgedeki krizlerdeki arabuluculuk rolünü övgüyle karşıladı ve Türkiye’nin benzer bir pozisyonda yer alamamasının nedenlerini dış politikadaki tutarsızlıklara bağladı. Ünal, “Kardeş Pakistan, müthiş bir arabuluculuk yapıyor. Bu çabaları gerçekten takdir edilmeli. Yaptıkları, kolaylaştırıcılık rolünün ötesine geçiyor. Tebrikler Pakistan!” dedi.
Prof. Dr. Ünal, Türkiye’nin neden bu süreçte etkili bir rol üstlenemediğini ise şöyle açıkladı: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’i sert bir dille eleştirmesi durumu açıklamaya yetmiyor. Pakistanlı yetkililer de benzer eleştirileri yapıyor. Geçen yaz, İsrail’in Katar’a saldırmasının ardından Pakistan, Suudi Arabistan ile bir ittifak oluşturarak durumu dengelemeye çalıştı. Türkiye’nin rolü ise, uzun süredir gözlemlenen dış politika dalgalanmaları ile ilişkili gibi görünüyor.”
Ünal, Türkiye’nin dış politika izleme biçiminin tutarsızlıklarla dolu olduğunu belirtti. Örneğin, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 3-5 Haziran 2024 tarihlerinde Çin’e yaptığı ziyarette, çok kutupluluk ve anti-emperyalizm hakkında mantıklı açıklamalar yapmasının ardından, hemen Rusya’ya giderek BRICS konusunu öne çıkardığını hatırlattı. Ancak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye ile ilgili uzlaşma girişimleri, bu mantıklı yaklaşımın tam tersine bir tutum sergiledi.
Prof. Dr. Ünal, “Dış politikada iyi polis-kötü polis oyunu düzenli olarak işlemez. Bu tür bir yaklaşım, dış politika stratejisiyle çelişiyor. Eğer bir yanlışlık varsa, bu durum çok kutupluluk anlayışıyla açıklanamaz,” diye ekledi.
Sonuç olarak, Pakistan’ın arabuluculuk çabaları, Türk dış politikasındaki belirsizlikler ve tutarsızlıklar karşısında dikkat çekiyor. Prof. Dr. Hasan Ünal’ın açıklamaları, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde nasıl daha etkili olabileceğine dair önemli ipuçları sunuyor.