Dünya ekonomik tarihine damgasını vuran 2008 krizi, şu anda yaşanmakta olan gelişmeler karşısında adeta çocuk oyuncağı gibi kalıyor. Bugün, Çin’de ‘Büyük Buhran’ hazırlıkları hız kazanmış durumda. Bir yandan Orta Doğu’daki çatışmalara odaklanan dünya, diğer yandan Pekin yönetiminin gizli hamlelerine tanık oluyor. Çin Merkez Bankası, piyasadan bir gecede 129 milyar doları çekerek büyük bir finansal geri çekilme gerçekleştirdi. Bu durum, 1929’dan bu yana görülen en büyük ekonomik daralmayı işaret ediyor. Peki, Çin bu hamleyle neyi hedefliyor? İşte, bu operasyonun detayları…
Finans dünyasında sular durulmuyor; adeta bir deprem yaşanıyor. Mart 2026 verileri, Çin Merkez Bankası’nın geçen yıl piyasaya sunduğu likiditeyi aniden keserek tam 890 milyar yuan (129 milyar dolar) çektiğini ortaya koydu. 1929’da insanlar bankaların önünde ekmek kuyrukları oluştururken, bugün Çin “oyunun kuralları değişti” diyerek küresel finans sisteminden kendini izole ediyor.
DOLARIN EGEMENLİĞİ SONA MI ERİYOR?
Pekin, elindeki ABD Hazine tahvillerini azaltmaya gidiyor. Bir zamanlar Washington’ın en büyük alacaklısı olan Çin’in elindeki tahvil stoku, 694 milyar dolara gerileyerek son 20 yılın en düşük seviyesine ulaştı. Bu geri çekilme, yalnızca finansal bir tercih değil; aynı zamanda Washington’ın uyguladığı yaptırımlara karşı bir stratejik yanıt.
17 AYDIR ALTIN STOKLUYORLAR!
Çin, tam 17 aydır kesintisiz bir şekilde altın rezervlerini artırıyor. Rezervler 74,38 milyon ons seviyesini aşarak, toplamda 343 milyar dolarlık birikime ulaştı. Altın ons fiyatının 4.700 dolara dayanması, piyasaların bu “fiziki varlığa sığınma” hareketini önceden fiyatladığını gösteriyor. Peki, Çin’in bu stratejisi ne anlama geliyor? Çünkü, kağıt paraların değer kaybettiği bir dönemde, yalnızca altın bulunduranlar ekonomik olarak ayakta kalabilecek.
BU HAMLE ‘SİSTEMSEL TASFİYE’ Mİ?
Kanada Başbakanı Mark Carney’nin “ABD ile olan bağlarımız artık bizim en büyük zayıflığımızdır” sözü, bu kaçışın tesadüf olmadığını ortaya koyuyor. Stratejist Mearsheimer’ın “Washington bataklıkta boğuluyor” uyarısı, bu sürecin akademik bir onayını oluşturuyor. Hürmüz Boğazı mevcut durumda kapalı; böyle devam ederse Avrupa’da uçaklar yakıt yoksunluğundan dolayı hangarlara hapsolacak. Çin ise bu kaos ortamında, kasasında bulundurduğu altınlarla kendini güvence altına alıyor. 2026-2030 stratejisi artık “büyümek” değil, Batı merkezli ekonomik çöküşün altında kalmadan yeni bir sistemde varlık göstermektir. 1929’da insanlar her şeyini kaybederken, 2026’da büyük devletler egemenliklerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya.