Burdur Devlet Hastanesi’nde geçen yıl mayıs ayında meydana gelen ve 33 diyaliz hastasının zehirlenmesine yol açan büyük sağlık skandalı, yapılan araştırmalar sonucunda acı gerçeği gün yüzüne çıkardı. Tamamlanan savcılık iddianamesi ve bilirkişi raporları, hastanenin altyapısındaki ciddi ihmalleri ortaya koydu. Raporda, kazan dairesinden gelen antifrizli suyun diyaliz cihazlarına sızarak hastaların vücuduna girdiği belirlendi.
25 Mayıs 2024 Cumartesi günü, Burdur Devlet Hastanesi’nin diyaliz ünitesinde tedavi gören hastalar, baş dönmesi, şiddetli mide bulantısı ve bilinç bulanıklığı gibi ciddi belirtilerle hastaneye geri döndü. Sorunun fark edilmesi üzerine bu tarihte diyalize giren tüm hastalar acil olarak geri çağrıldı. İlk müdahalelerin ardından durumu kötüleşen 33 hasta, Afyonkarahisar, Isparta, Antalya, Bucak ve Denizli’deki çeşitli hastanelere ve özel diyaliz merkezlerine sevk edildi.
Bilirkişi raporu, hastaların kanını temizlemesi gereken ultra saf su sisteminin nasıl ölümcül kimyasallarla kontamine olduğunu detaylarıyla ortaya koydu. Faciaya neden olan üç kritik hata şöyle sıralandı:
1. **Antifriz Sızıntısı:** Hastanenin kazan dairesinde kullanılan antifrizli suyun, ters osmoz (saf su) ve diyaliz su sistemine karıştığı tespit edildi.
2. **Açık Unutulan Vana:** Güvenliği sağlaması gereken by-pass hattındaki küresel vananın, hastane personeli tarafından açık unutulduğu belirlendi.
3. **Görmezden Gelinen Alarmlar:** Hidrofor sisteminin ciddi arıza uyarıları vermesine rağmen, teknik ekip tarafından bu uyarılara zamanında müdahale edilmediği kaydedildi.
Olay sonrası başlatılan adli soruşturma kapsamında, hastanede görevli elektrik teknisyeni İ.S., tekniker M.C. ve yüklenici firma mühendisleri G.A.S. ile Y.A. gözaltına alındı. G.A.S. ve Y.A., çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianameye göre, elektrik teknisyeni İ.S., tekniker M.C. ve makine mühendisi Y.A. hakkında “taksirle ölüme sebebiyet verme” ve “taksirle yaralama” suçlarından dava açıldı.
Antalya’da tedavi gören hastalardan Mustafa Demir (70), Saniye Aksöz (88) ve Somali uyruklu Amina Abas Jama (67) yaşamını yitirdi. Ancak, Adli Tıp Kurumu raporları, yeni bir boyut kazandırdı. Saniye Aksöz ve Amina Abas Jama’nın kanlarında diyaliz cihazlarından bulaşabilecek ‘etilen glikol’ (antifriz) gibi zararlı maddelere rastlanmadığı tespit edildi. Bu hastaların ölümlerinin mevcut sağlık sorunlarından kaynaklandığı ve olaya doğrudan bağlı olmadığı belirlendi. Ayrıca, 16 Temmuz’da vefat eden Osman Ali Gönüllü’nün ölüm nedeninin pankreas kanseri olduğu saptandı. Bu sonuçlar doğrultusunda, sanıklar hakkında bu hastaların ölümleriyle ilgili ek bir kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.
Burdur Devlet Hastanesi’nde yaşanan bu trajedi, diyaliz ünitelerinin suyun biyolojik ve kimyasal saflığının ne denli kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sağlık hizmetlerinin arkasındaki teknik altyapının eksiklikleri, hasta güvenliğini doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.