Aziz Milletim;
Türkiye olarak 150 yıllık demokrasi birikimimizin ve 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en kritik dönemlerinden birindeyiz. 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin başlatılan hukuki sürecin sonuçları açıklandı. Bu karar yalnızca bir siyasi partiyi değil, Türkiye’nin 75 yıllık çok partili siyasi yapısını, seçme ve seçilme hakkını, demokrasimizi ve hukukumuzu hedef almıştır.
Demokrasinin temel taşları arasında millet egemenliği, eşitlik ve adalet yer alır. Gerçek demokrasilerde siyasi partiler, halkın iradesiyle kurulur ve varlıklarını sürdürür. Bu çerçevede ödül ve ceza verme yetkisi yalnızca millete aittir. İster iktidar, ister muhalefet olsun, tüm siyasi partiler bu ülkenin ortak mirasının bir parçasıdır. Ancak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yaşadığımız tek adam rejimi, baskıların, yoksulluğun, yolsuzluğun ve hukuksuzluğun kaynağı olmuştur. Sürekli millet iradesini vurgulayan Cumhur İttifakı, iktidarını sürdürmek için benzeri yöntemlere başvurmuş ve hukuk sistemimizde ciddi zafiyetler yaratmıştır.
Bu mesele yalnızca bir siyasi partinin kurultayıyla sınırlı kalmayıp, seçim sistemimizi ve Anayasamızı da derinden etkileme potansiyeline sahiptir. Bu tarihi dönemde, ben Müsavat Dervişoğlu olarak bir kez daha ifade ediyorum ki; İYİ Parti, demokrasi ve adaletin yanındadır. İYİ Parti, bu tek adam rejimine karşı, parlamenter demokrasi, hukukun üstünlüğü ve adil bir yönetim için mücadele etmektedir. Ayrıca, Türkiye’yi üniter yapısından koparmaya çalışanlara karşı, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmaktadır.
Mutlak butlan kararı, Türk demokrasisine bir darbe, Türk milletinin bugünü ve geleceğine bir tehdit ve Cumhuriyet’in yüksek mirasına yönelik bir saldırıdır. Unutulmamalıdır ki, Anayasamız gereği bu konulardaki tek yetkili organ Yüksek Seçim Kurulu’dur. Bu kararın göz ardı edilmesi, Anayasa’mızı ihlal eden bir anlayışın göstergesidir ve bu, tüm siyasi partiler için ciddi bir tehdittir. Yargının siyasallaşmasının önünü açan bu girişim, anti-demokratik bir kalkışmadır.
Cumhuriyet tarihimiz, millet iradesini engellemeye çalışanların sonunu gösteren örneklerle doludur. Türk milleti, anayasal haklarına ve iradesine sahip çıkmış, her türlü tehdidi sandıkta cezalandırmayı bilmiştir. Hükümet, sürekli istikrardan bahsederken, bu hukuksuzluğun ülkemizde tam bir istikrarsızlığa yol açacağını göremiyor olamaz. İstikrar, vatandaşın geleceğinden emin olması demektir; tüccarın döviz kurundan, öğrencinin geleceğinden, kadının güvenliğinden, memurun geçiminden, çiftçinin ve emeklinin haklarını alabilmesinden emin olmasıdır.
Şimdi soruyorum: Tarihimizi unutturan, geleceğimizi karanlığa sürükleyen, teröristi siyasetçi, siyasetçiyi terörist ilan eden bir iktidar ne tür bir istikrar vaat edebilir? Her sabah operasyonlarla uyanan bir ülke, yargının siyasallaştığı bir ortamda istikrarlı olabilir mi? Bu gerçeklerden hareketle, buradan duyuruyorum: Milletimiz müsterih olsun. 150 yıllık demokrasi geleneğimiz bu zorlukları aşacaktır. İYİ Parti, milletimizin yanında ve asla taviz verilmeyecek olan millet egemenliğinden yana olacaktır. Bu ve benzeri girişimleri durdurmak için kararlılıkla mücadele edeceğiz.