Fransa, son dönemde yaşanan çarpıcı bir istismar davasıyla sarsıldı. 51 yaşındaki bankacı Guillaume Bucci, eski sevgilisi Laetitia R.’ye yıllar süren sistematik şiddet, cinsel istismar ve psikolojik baskı uyguladığı gerekçesiyle 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dava dosyasına göre, çiftin ilişkisi 2015 yılında başlamış ve 2022’ye kadar devam etmiştir. Dört çocuk annesi olan 42 yaşındaki Laetitia R., bu süreç içerisinde fiziksel ve psikolojik zorbalıkla karşı karşıya kaldığını, sürekli ölüm tehditleri aldığını açıkladı.
Kadının ifadesine göre, Bucci sadece cinsel istismarda bulunmakla kalmadı; aynı zamanda aşağılayıcı ve insanlık onurunu zedeleyen muamelelere de maruz kalmasını sağladı. Laetitia, zorla idrar içirildiğini, halka açık tuvaletlerde küçük düşürücü durumlara sokulduğunu ve yıllarca korku içinde yaşadığını dile getirdi.
Soruşturmanın en dikkat çekici noktası, Laetitia’nın yüzlerce erkekle zorla ilişkiye girmeye zorlandığı şeklindeki iddiaları oldu. Mahkemede ifade veren Laetitia, Bucci’nin çevresinden tanıdıklarına ve tamamen yabancı erkeklere kadar birçok kişiyle birlikte olmaya mecbur bırakıldığını belirtti. “487 kişiye kadar sayabildim, sonrasında saymayı bıraktım” diyen Laetitia, bazı erkeklerle birden fazla kez karşılaştığını vurguladı. Ayrıca, ilk çocuğunu doğurduktan sadece bir gün sonra, hastaneden yeni çıkmışken tanımadığı bir erkekle ilişkiye girmeye zorlandığını da mahkemeye bildirdi.
Duruşma boyunca suçlamaların çoğunu kabul eden Guillaume Bucci, olayların “karşılıklı rızaya dayalı” olduğunu öne sürdü. Ancak dosyaya giren mesajlar ve diğer deliller, Laetitia’nın birçok kez tehdit edilerek ve baskı altında tutularak bu durumlarla karşılaştığını kanıtladı. Savcılık, Bucci’nin serbest kalması durumunda benzer suçları tekrar işleyebileceğini belirterek müebbet hapis cezası talep etti. Mahkeme ise sanığa 25 yıl hapis cezası verdi. Fransız basını, Bucci’nin cezasının bir kısmını tamamladıktan sonra şartlı tahliye başvurusu yapabileceğini duyurdu.
Laetitia R., dava sürecine başlama kararının arkasında Fransa’da geniş yankı uyandıran Gisèle Pelicot davasının etkili olduğunu belirtti. Pelicot davasında bir kadın, eşi tarafından yıllarca uyuşturularak birçok erkeğin saldırısına maruz bırakılmıştı. Bu dava, Fransa’da kadına yönelik şiddet ve cinsel suçlarla ilgili tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
